Miras Hukuku · Ankara

Ankara Miras Avukatı Muris Muvazaası, Tenkis ve Tereke

Türk Medeni Kanunu kapsamında mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), tenkis, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi, vasiyetname ve tereke uyuşmazlıklarında; hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve tereke hesaplarının titizlikle denetlenmesi esasına dayanan dosya takibi.

İLETİŞİM

Ücretsiz ilk görüşme için bize ulaşın.

av.muratakman@gmail.com
0312 911 67 90

Ankara miras avukatı; mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), tenkis, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu), mirasın reddi, vasiyetname ve terekeye ilişkin uyuşmazlıklarda mirasçıları ve diğer hak sahiplerini temsil eden avukattır. Miras hukuku; hak düşürücü sürelerin kısa olması, yüksek ekonomik değerler içermesi ve aile ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle en fazla hak kaybı yaşanabilen hukuk alanlarından biridir. Av. Murat Akman (Ankara Barosu, Sicil No: 42294), Çankaya/Ankara merkezli bürosunda miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava vekilliği ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Bu sayfada; miras avukatının ne iş yaptığını, hangi dava türlerine baktığını, yasal miras payları ve saklı pay oranlarını, miras davalarında en sık yapılan hataları, dava ve hak düşürücü süreleri ile 2026 yılı güncel avukatlık ücretlerini Türk Medeni Kanunu (TMK), ilgili mevzuat ve güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde bulabilirsiniz.

Kritik süre uyarısı: Mirasın reddi, kural olarak miras bırakanın ölümünün öğrenilmesinden itibaren 3 ay içinde yapılmalıdır (TMK m.606). Saklı payın ihlali nedeniyle açılacak tenkis davası ise, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır (TMK m.571). Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; sürenin kaçırılması hâlinde dava açma hakkı değil, hakkın kendisi ortadan kalkabilir.

Miras Avukatı Nedir, Ne İş Yapar?

Miras avukatı; mirasın paylaşılması, mirastan mal kaçırma (muris muvazaası), tenkis, ortaklığın giderilmesi, vasiyetname ve terekeye ilişkin uyuşmazlıklarda mirasçılara hukuki danışmanlık ve dava vekilliği hizmeti sunan avukattır. Türk hukukunda “miras avukatı” şeklinde resmî bir uzmanlık unvanı veya branş sistemi bulunmaz; baroya kayıtlı her avukat miras davalarını takip edebilir. Bununla birlikte miras hukuku; Türk Medeni Kanunu’nun mirasa ilişkin hükümleri, taşınmaz hukuku, tapu sicili, aile hukuku, borçlar hukuku ve vergi mevzuatıyla iç içe geçen, Yargıtay içtihatlarının uygulamada büyük önem taşıdığı teknik bir hukuk alanıdır.

Miras avukatının görevleri yalnızca dava açmakla sınırlı değildir. Hukuki destek, miras bırakanın sağlığında başlayan planlama sürecinden mirasın paylaşılmasına ve dava sonrasındaki kanun yolu aşamalarına kadar uzanabilir. Dava aşamasında ise muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, tenkis, denkleştirme, miras sebebiyle istihkak, vasiyetnamenin iptali veya yerine getirilmesi ile ortaklığın giderilmesi davalarının açılması ve takibi; bilirkişi raporlarının, tereke hesaplarının ve taşınmaz değerleme raporlarının hukuki yönden incelenmesi söz konusu olur.

Görevli ve yetkili mahkeme: Terekenin paylaşılması, miras sebebiyle istihkak, mirasçılar arasında terekenin yönetiminden doğan uyuşmazlıklar ile ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine ilişkin davalarda, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (TMK m.576, HMK m.11). Buna karşılık ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davaları, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır (HMK m.12). Yanlış mahkemede açılan davalar önemli zaman ve hak kayıplarına yol açabilir.

Ankara Miras Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Terekenin korunması ve paylaşılmasına ilişkin çekişmesiz işlerden, mirasçılar arasında açılan kapsamlı dava ve uyuşmazlıklara kadar miras hukukunun tüm alanlarında hukuki danışmanlık ve dava vekilliği.

Muris Muvazaası (Mirastan Mal Kaçırma) Davası

Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını gerçekte bağışladığı hâlde, tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi durumudur. Yargıtay’ın hâlen uygulanmaya devam eden 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca görünürdeki satış işlemi muvazaa nedeniyle, gizli bağış ise kanuni şekil şartlarına uyulmadığı için geçersiz kabul edilir. Bu nedenle saklı pay sahibi olsun veya olmasın tüm mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açabilir.

Bu dava herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir; miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Güncel uygulamada davalar çoğu zaman kademeli (terditli) açılır: önce tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa taşınmazın bedeli, son olarak tenkis talep edilir. Satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, murisin ekonomik durumu, satışı gerektiren haklı bir neden bulunup bulunmadığı, aile ilişkileri, banka kayıtları, tapu akit tabloları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek gerçek irade ortaya çıkarılır.

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası

Mirasçılar arasında elbirliği mülkiyetiyle kalan taşınır veya taşınmazların paylaşılması amacıyla açılan davadır. Paydaşlardan yalnızca birinin dava açması yeterlidir; diğer mirasçıların rızası aranmaz. Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir (HMK m.12).

Mahkeme öncelikle aynen paylaşmanın mümkün olup olmadığını değerlendirir. Aynen paylaşım mümkün değilse taşınmaz açık artırma yoluyla satılır ve satış bedeli miras payları oranında dağıtılır. Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç veya diğer bütünleyici parçaların kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık varsa, muhdesat aidiyeti sorununun öncelikle çözümlenmesi gerekir.

Tenkis Davası

Tenkis davası, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal etmesi hâlinde açılır (TMK m.560 vd.). Tenkis yalnızca vasiyetnamelere karşı değil, TMK m.565’te sayılan bazı sağlararası kazandırmalara karşı da uygulanabilir; özellikle ölümden önceki bir yıl içinde yapılan bağışlar ile saklı pay kurallarını etkisiz bırakmak amacıyla yapılan kazandırmalar tenkise tabi olabilir.

Kanuna göre önce ölüme bağlı tasarruflardan, bunlar yeterli olmazsa en yeni tarihlisinden başlanarak sağlararası kazandırmalardan tenkis yapılır (TMK m.570). Hak düşürücü süre: saklı payın ihlal edildiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl; her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren 10 yıldır (TMK m.571).

Terekenin Tespiti

Terekenin tespiti, miras bırakanın tüm malvarlığı ve borçlarının mahkeme aracılığıyla belirlenmesini sağlayan koruma işlemidir (TMK m.589 vd.). Taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket hisseleri, alacaklar ve borçlar bu kapsamda araştırılır.

Özellikle mirasın reddi, muris muvazaası, tenkis ve mirasta denkleştirme davalarından önce terekenin doğru belirlenmesi çoğu zaman büyük önem taşır.

Mirasta Denkleştirme (Mirasta İade)

Mirasta denkleştirme, miras bırakanın sağlığında bazı yasal mirasçılara miras payına mahsuben yaptığı karşılıksız kazandırmaların paylaşım sırasında dikkate alınmasını sağlayan kurumdur (TMK m.669 vd.). Örneğin bir çocuğa ev alınması, iş kurması için sermaye verilmesi veya önemli miktarda borcunun ödenmesi gibi kazandırmalar, aksi açıkça belirtilmedikçe denkleştirmeye tabi tutulabilir.

Denkleştirme ile tenkis birbirinden farklıdır: denkleştirme yasal mirasçılar arasındaki eşitliği sağlar, tenkis ise yalnızca saklı payın ihlali hâlinde uygulanır. Yerleşik uygulamada denkleştirme talepleri on yıllık zamanaşımına tabidir.

Miras Sebebiyle İstihkak Davası

Miras sebebiyle istihkak davası, tereke mallarını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı üstün hak sahibi mirasçı tarafından açılır (TMK m.637).

Dava; mirasçılık sıfatının ve malın davalının elinde bulunduğunun öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Her hâlde iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, kötüniyetli davalılara karşı 20 yıl içinde dava açılması gerekir (TMK m.639).

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası

Vasiyetname veya miras sözleşmesi; miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmaması, yanılma, aldatma, korkutma, zorlama, hukuka veya ahlaka aykırılık ya da kanuni şekil şartlarına aykırılık nedenleriyle iptal edilebilir (TMK m.557).

Ehliyetsizlik iddialarında özellikle hastane kayıtları, e-Nabız verileri ve Adli Tıp raporları önem taşır.

Vasiyetnamenin Yerine Getirilmesi (Tenfizi)

Geçerli bir vasiyetnamenin uygulanmasını sağlamak amacıyla açılan davadır. Vasiyetname önce Sulh Hukuk Mahkemesinde açılıp okunur (TMK m.596). İptal edilmediği takdirde vasiyet alacaklısı, kendisine bırakılan malın tescili veya teslimi için dava açabilir.

Vasiyet alacaklısının istem hakkı, kazandırmayı öğrendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir (TMK m.602).

Mirasın Reddi (Reddi Miras)

Gerçek ret: Mirasçı, mirası öğrendiği tarihten itibaren 3 ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesine kayıtsız ve şartsız ret beyanında bulunur (TMK m.605-610). Bu süre hak düşürücüdür. Mirasçı tereke mallarını sahiplenir, gizler veya olağan yönetim sınırını aşan işlemler yaparsa ret hakkını kaybedebilir.

Hükmî ret: Ölüm tarihinde tereke açıkça borca batıksa veya bu durum resmen tespit edilmişse miras kanunen reddedilmiş sayılır (TMK m.605/2). Bu durumda üç aylık süre uygulanmaz.

Mirastan Yoksunluk

TMK m.578 uyarınca; miras bırakanı kasten öldüren, öldürmeye teşebbüs eden, vasiyet yapmasını engelleyen ya da aldatma veya zorlamayla ölüme bağlı tasarrufu etkileyen kişiler kanunen mirasçı olamaz.

Bu sonuç kendiliğinden doğar. Ancak uyuşmazlık hâlinde mahkemeden tespit istenebilir.

Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)

Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yaptığı tek taraflı bir tasarruftur (TMK m.510 vd.).

Sebep; miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işlenmesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlal edilmesi olabilir. Sebebin vasiyetnamede açıkça gösterilmesi gerekir.

Mirasın Paylaşılması (Taksim)

Her mirasçı, ortaklığın sürdürülmesini gerektiren haklı bir neden bulunmadıkça mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m.642).

Taraflar anlaşabiliyorsa paylaşım yazılı paylaşma sözleşmesiyle yapılır (TMK m.676). Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi veya paylaşma davası açılır.

Miras Payının Devri

Miras açıldıktan sonra; mirasçılar arasında yapılacak devir adi yazılı şekilde, mirasçı olmayan üçüncü kişilere yapılacak devir ise noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmalıdır (TMK m.677).

Henüz miras açılmadan yapılan miras payı devri sözleşmeleri ise kural olarak geçersizdir (TMK m.678).

Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı)

Yasal mirasçılar, mirasçılık belgesini noterden veya Sulh Hukuk Mahkemesinden alabilir (TMK m.598).

Belge kesin hüküm oluşturmaz; aksi her zaman ispat edilebilir. Hatalı düzenlenen mirasçılık belgesinin iptali ve yeni belge verilmesi için dava açılabilir.

Hukuki Danışmanlık ve Miras Planlaması

Miras hukukunda birçok uyuşmazlık, doğru planlama ile daha ortaya çıkmadan önlenebilir.

Bu kapsamda resmî vasiyetname, el yazılı vasiyetname, miras sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi, aile içi malvarlığı planlaması ile veraset ve intikal işlemleri konularında hukuki danışmanlık verilmesi, ileride açılabilecek çok sayıda davanın önüne geçebilir.

Yasal Miras Payları: Eş ve Çocuklar Mirası Nasıl Paylaşır?

Yasal miras payları, Türk Medeni Kanunu’nda benimsenen zümre (derece) sistemi esas alınarak belirlenir (TMK m.495-499). Sağ kalan eş her zaman mirasçıdır; ancak alacağı miras payı, birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir. Eş çocuklarla birlikte mirasçı olduğunda mirasın 1/4’ünü, çocuklar ise kalan 3/4’lük kısmı eşit olarak paylaşır.

Örnek Hesaplama

Miras bırakanın geride eşi ve iki çocuğu kaldığını varsayalım.

  • Sağ kalan eş: 1/4 (%25)
  • Birinci çocuk: 3/8 (%37,5)
  • İkinci çocuk: 3/8 (%37,5)

Örneğin tereke değeri 8.000.000 TL ise;

  • Eş 2.000.000 TL
  • Birinci çocuk 3.000.000 TL
  • İkinci çocuk 3.000.000 TL

miras payı alır.

Hiçbir yasal mirasçı bulunmaması hâlinde ise miras Devlete geçer (TMK m. 501).

Saklı Pay Oranları (TMK m. 506)

Saklı pay, miras bırakanın vasiyetname veya bağış yoluyla dahi tamamen ortadan kaldıramayacağı, kanunun belirli mirasçılar için güvence altına aldığı asgari miras payıdır. Miras bırakan, yalnızca saklı pay dışında kalan tasarruf edilebilir kısım üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir (TMK m. 505).

Önemli değişiklik: 2007 yılında yürürlüğe giren 5650 sayılı Kanun ile kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır. Günümüzde kardeşler saklı paylı mirasçı değildir. Bu nedenle miras bırakan, kanunun diğer sınırlarına uymak kaydıyla kardeşlerini mirastan tamamen çıkaran ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir.

Saklı paylar düşüldükten sonra kalan bölüm ise tasarruf edilebilir kısım olarak adlandırılır. Miras bırakan, vasiyetname veya miras sözleşmesiyle bu bölüm üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir (TMK m. 505).

Saklı Pay Nasıl Hesaplanır? (Örnek)

Saklı pay hesabı yapılırken önce miras bırakanın tereke değeri belirlenir. Kanunun denkleştirme ve tenkise ilişkin hükümleri uyarınca terekeye eklenmesi gereken değerler de hesaba katıldıktan sonra, her mirasçının yasal miras payı tespit edilir. Ardından TMK m. 506’da öngörülen saklı pay oranları uygulanarak korunması gereken asgari miras hakkı hesaplanır.

Örnek:

Miras bırakanın net tereke değeri 12.000.000 TL olsun. Geride sağ kalan eşi ve iki çocuğu bulunsun.

  • Sağ kalan eşin yasal miras payı: 1/4 = 3.000.000 TL
  • Çocuklara kalan toplam pay: 9.000.000 TL
  • Her bir çocuğun yasal miras payı: 4.500.000 TL

Miras bırakanın net tereke değeri 12.000.000 TL olsun. Geride sağ kalan eşi ve iki çocuğu bulunsun.

Bu örnekte korunması gereken toplam saklı pay 7.500.000 TL‘dir. Miras bırakan, kalan 4.500.000 TL üzerinde tasarruf özgürlüğüne sahiptir. Vasiyetname veya bağışlarla bu sınırın aşılması ve saklı paylı mirasçıların haklarının ihlal edilmesi hâlinde, şartları mevcutsa tenkis davası açılarak saklı payın ihlal edilen kısmının geri alınması talep edilebilir.

Her miras dosyasında hesaplama bu kadar basit olmayabilir. Miras bırakanın sağlığında yaptığı bağışlar, denkleştirmeye tabi kazandırmalar, terekeye eklenecek değerler, mirasın reddi, mirastan çıkarma veya vasiyetname gibi hususlar saklı pay hesabını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle özellikle yüksek değerli malvarlıklarında ve birden fazla mirasçının bulunduğu uyuşmazlıklarda hesaplamanın somut dosya üzerinden yapılması önemlidir

Miras Davalarında Sık Yapılan Hatalar

Miras hukukunda hak kayıplarının önemli bir bölümü, kanunun öngördüğü sürelerin kaçırılması veya ilk aşamada yapılan hatalı işlemlerden kaynaklanır. Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Borca batık mirasta 3 aylık ret süresini kaçırmak. Mirasın reddi için öngörülen üç aylık süre (TMK m.606) hak düşürücü niteliktedir. “Cenaze işleri vardı”, “aile içinde konuşuyorduk” gibi gerekçeler süreyi uzatmaz. Borca batıklık sonradan anlaşılmışsa hükmî ret (TMK m.605/2) şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Ret hakkını farkında olmadan kaybetmek. Miras bırakanın banka hesabındaki parayı çekmek, aracını satmak, alacaklarını tahsil etmek veya tereke malları üzerinde malik gibi tasarrufta bulunmak, bazı hâllerde mirası zımnen kabul sonucunu doğurabilir (TMK m.610/2). Buna karşılık cenaze giderlerinin karşılanması veya SGK’dan dul ve yetim aylığı bağlatılması ret hakkını etkilemez.
  • “Tapuda satış görünüyor, artık dava açılamaz” diye düşünmek. Muris muvazaası davalarının temel amacı, tapudaki satış işleminin gerçekte bağış niteliğinde olduğunu ortaya koymaktır. Satış bedelinin ödenmediği, miras bırakanın satış ihtiyacının bulunmadığı ve devrin mal kaçırma amacıyla yapıldığı ispatlanabiliyorsa tapu kaydının iptali istenebilir.
  • Sözlü aile anlaşmalarına güvenmek. “Ev senin olsun, tarla benim olsun” şeklindeki aile içi mutabakatlar yazılı paylaşma sözleşmesine bağlanmadıkça (TMK m.676) ileride ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir; taraflardan birinin fikir değiştirmesi veya vefatı hâlinde ispat oldukça güçleşir.
  • Hak düşürücü süreleri uzlaşma beklentisiyle geçirmek. Tenkis, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve miras sebebiyle istihkak davalarında kanunda öngörülen süreler işlemeye devam eder. Aile içi görüşmeler sürse bile dava süresi kaçırılmamalıdır.
  • Vasiyetnameyi mahkemeye teslim etmemek. Elinde vasiyetname bulunan kişi, geçerli olup olmadığına bakmaksızın miras bırakanın ölümünü öğrendiğinde bunu gecikmeksizin sulh hukuk mahkemesine teslim etmekle yükümlüdür (TMK m.595). Saklanması veya kasten teslim edilmemesi hukuki sorumluluğa yol açabilir.
  • Henüz açılmamış miras hakkında sözleşme yapmak. Miras bırakan hayattayken mirasçılar arasında yapılan paylaşım ya da pay devri anlaşmaları, miras bırakanın katılımı veya kanunun aradığı şartlar bulunmadıkça geçerli değildir (TMK m.678).
  • Veraset ilamı alınınca işin bittiğini sanmak. Mirasçılık belgesi yalnızca mirasçı sıfatını gösterir. Tapu intikali, banka işlemleri, veraset ve intikal vergisi beyannamesi, taşınmazların paylaşılması ve tereke işlemleri ayrıca yürütülmesi gereken hukuki süreçlerdir.
  • Diğer mirasçıların imzasını beklemek. Muris muvazaası, tenkis veya ortaklığın giderilmesi davalarının açılması için bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekmez; bir mirasçı kendi hakkını korumak amacıyla tek başına dava açabilir. Uzun süre beklemek delillerin kaybolmasına ve ispatın güçleşmesine neden olur.

Miras Davası Ne Kadar Sürer?

Miras davalarının ne kadar süreceğine ilişkin tek bir cevap vermek mümkün değildir. Yargılamanın süresi; davanın türüne, taraf sayısına, delillerin kapsamına, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Ankara’daki uygulama dikkate alındığında ilk derece yargılamalarında karşılaşılan ortalama süreler şu şekildedir:

  • Mirasçılık belgesi (veraset ilamı): Çekişmesiz ve noterlikçe düzenlenebilen hâllerde aynı gün alınabilir. Sulh hukuk mahkemesine başvurulması gereken durumlarda genellikle birkaç gün ya da hafta içinde sonuçlanır.
  • Mirasın reddi: Gerçek ret, sulh hukuk mahkemesine yapılan beyan işlemi niteliğinde olduğundan çoğu zaman kısa sürede tamamlanır. Hükmî ret iddiasına dayanan davalarda ise delillerin toplanması gerektiğinden süreç daha uzundur.
  • Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu): Keşif, bilirkişi incelemesi ve kıymet takdiri işlemleri nedeniyle ilk derece yargılaması çoğunlukla 1 ilâ 2 yıl arasında sürmektedir. Kararın kesinleşmesinden sonra satış işlemleri de ayrıca zaman alır.
  • Muris muvazaası ve tenkis davaları: Tapu kayıtlarının getirtilmesi, banka kayıtlarının incelenmesi, tanık dinlenmesi, keşif ve bilirkişi raporları nedeniyle ilk derece yargılaması çoğu dosyada 1,5 ilâ 3 yıl arasında tamamlanmaktadır. İstinaf ve temyiz incelemeleri bu süreye ayrıca eklenmelidir.
  • Vasiyetnamenin iptali veya tenfizi davaları: Süre; vasiyetnamenin açılması, tebliğ işlemleri ve dosyada ehliyetsizlik, sahtecilik veya şekil şartlarına ilişkin teknik inceleme gerekip gerekmediğine göre değişir. Özellikle Adli Tıp Kurumu incelemesi gereken dosyalarda yargılama süresi uzayabilmektedir.

Unutulmamalıdır ki davanın hızlı sonuçlanması kadar doğru sonuçlanması da önemlidir. Yanlış dava türüyle açılan, eksik delille hazırlanan veya yanlış kişilere yöneltilen davalar, yıllar süren yargılamaların ardından usulden reddedilebilir ya da eksikliklerin giderilmesi için yeniden dava açılmasını gerektirebilir. Bu nedenle miras uyuşmazlıklarında süreci kısaltmanın en etkili yolu; davanın en baştan doğru hukuki nitelendirmeyle, doğru taraflara karşı ve eksiksiz delillerle hazırlanmasıdır.

İki Farklı Aşama

Miras Planlaması mı, Hak Arama mı?

Miras hukukunda hukuki destek, miras bırakanın sağlığında başlayan planlama sürecinden mirasın paylaşılmasına ve kanun yolu aşamalarına kadar uzanır. Doğru zamanda alınan hukuki görüş, çoğu durumda dava açıldıktan sonra yürütülen hukuki mücadeleden daha etkili ve daha düşük maliyetlidir.

Miras Avukatına Ne Zaman Başvurulmalıdır?

Kısa cevap: mümkün olan en erken aşamada. İdeal olan, miras bırakan hayattayken hukuki planlama yapılmasıdır. Miras bırakanın vefatından sonra ise özellikle ilk aylarda hukuki destek alınması, birçok hak kaybını önleyebilir.

  • Ölümden sonraki ilk 3 ay en kritik dönemdir. Bu süre içinde mirasın reddine ilişkin hak düşürücü süre (TMK m.606) işlemeye başlar. Aynı dönemde terekenin kapsamının belirlenmesi, malvarlığının korunması ve borca batıklık ihtimalinin değerlendirilmesi de büyük önem taşır.
  • Muris muvazaası veya diğer miras uyuşmazlıklarında delillerin toplanması geciktirilmemelidir. Tapu kayıtları, banka hareketleri, sağlık kayıtları, tanık beyanları ve diğer deliller ne kadar erken incelenirse, uyuşmazlığın sağlıklı değerlendirilmesi o kadar kolay olur.
  • Vasiyetname bulunduğunda gecikmeden hukuki değerlendirme yapılmalıdır. Elinde vasiyetname bulunan kişi bunu gecikmeksizin sulh hukuk mahkemesine teslim etmekle yükümlüdür (TMK m.595); mahkeme vasiyetnameyi açar, ilgililere okur ve tebliğ eder (TMK m.596). Açılmasından sonra iptal veya tenkis davalarına ilişkin hak düşürücü süreler işlemeye başlayabilir.
  • Miras bırakan hayattayken alınan hukuki danışmanlık en etkili korumadır. Kanuna uygun düzenlenmiş bir vasiyetname, doğru planlanmış malvarlığı devri, mirastan feragat sözleşmesi ve aile içi paylaşım planı; ileride ortaya çıkabilecek muris muvazaası, tenkis ve paylaşım davalarının önlenmesine katkı sağlayabilir.


Miras hukukunda doğru zamanda yapılan planlama, çoğu durumda dava açıldıktan sonra yürütülen hukuki mücadeleden daha etkili ve daha düşük maliyetli bir çözüm sunar.

Ankara Miras Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

01

Baro Kaydını Doğrulayın

Avukatın adı, sicil numarası ve kayıtlı olduğu baro, Türkiye Barolar Birliği’nin resmî levha sorgulama sistemi üzerinden kontrol edilebilir.

02

Miras Hukukundaki Fiilî Deneyim

Muris muvazaası, tenkis, ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi, vasiyetname ve tereke uyuşmazlıkları gibi davalarda yürütülen çalışmalar; miras hukukuna ilişkin uygulama deneyimi hakkında önemli bir fikir verir.

03

Hesap ve Bilirkişi Raporu Yetkinliği

Miras davalarının önemli bir bölümü; tereke hesabı, kıymet takdiri, denkleştirme ve tenkis hesaplamaları gibi teknik incelemelere dayanır. Bilirkişi raporlarını hukuki ve teknik yönleriyle değerlendirebilen bir vekillik önemli avantaj sağlar.

04

Kesin Sonuç Vaadine İtibar Etmeyin

Miras davalarının sonucu; deliller, bilirkişi incelemeleri ve mahkemenin hukuki değerlendirmesine bağlıdır. Hiçbir avukat davanın sonucunu garanti edemez; ciddi bir değerlendirme olası riskleri ve stratejiyi açıkça ortaya koymalıdır.

05

Ücret ve Kapsamı Yazılı Sözleşmeyle Netleştirin

Avukatlık ücret sözleşmesinde (Avukatlık Kanunu m.163-164); hangi hukuki hizmetlerin sunulacağı, istinaf ve temyiz aşamalarının ücrete dâhil olup olmadığı ile olası yargılama giderleri açıkça belirlenmelidir.

06

İletişim Düzenini Önceden Konuşun

Miras davaları çoğu zaman uzun süren yargılamalardır. Dosyadaki gelişmeler hakkında hangi yöntemle ve hangi sıklıkla bilgilendirileceğinizin baştan kararlaştırılması, sağlıklı bir vekil-müvekkil ilişkisinin önemli unsurlarındandır.

Ankara Ceza Avukatı Ücretleri Ne Kadar? (2026)

Ceza avukatı ücretleri dosyanın niteliğine göre değişmekle birlikte, avukatlık ücretinin belirlenmesinde hukuki niteliği farklı iki tarife esas alınır.

1. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi – Bağlayıcı Asgari Alt Sınır

4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, Türkiye genelinde uygulanacak bağlayıcı asgari ücreti belirler. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca hiçbir avukat bu tarifedeki tutarların altında ücret kararlaştıramaz. Tarifede miras davalarına özgü ayrı bir ücret kalemi bulunmamaktadır; miras davaları, görüldükleri mahkemeye göre genel tarife hükümlerine tabidir (KDV hariç):

  • Asliye hukuk mahkemesinde görülen davalar (muris muvazaası, tenkis, vasiyetnamenin iptali vb.): 45.000 TL
  • Sulh hukuk mahkemesinde görülen dava ve işler (ortaklığın giderilmesi, mirasın reddi, terekenin tespiti, mirasçılık belgesi vb.): 30.000 TL

Bu tutarlar yalnızca kanunen uygulanabilecek en düşük avukatlık ücretini gösterir. Konusu para ile ölçülebilen davalarda ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin nispi ücret hükümleri de uygulanabilir.

2) Ankara Barosu 2026 Tavsiye Niteliğindeki En Az Ücret Çizelgesi

Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nun 19.11.2025 tarih ve 59/23 sayılı kararıyla kabul edilen ücret çizelgesi bağlayıcı değildir. Bununla birlikte Ankara’da uygulanan ücretler bakımından önemli bir referans niteliği taşır (KDV hariç):

Miras Davalarında Ücret Nasıl Belirlenir?

Miras davalarında avukatlık ücreti; dosyanın niteliğine göre maktu ücret, nispi ücret veya her ikisinin birlikte uygulanması şeklinde kararlaştırılabilir. Özellikle muris muvazaası, tenkis ve ortaklığın giderilmesi gibi yüksek ekonomik değere sahip davalarda, başlangıçta belirlenen maktu ücretin yanında dava sonucunda elde edilen ekonomik değer üzerinden nispi ücret kararlaştırılması mümkündür. Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca bu oran dava konusunun değerinin %25’ini aşamaz.

Ücreti etkileyen başlıca unsurlar; terekenin ve dava konusunun ekonomik değeri, taşınmaz ve mirasçı sayısı, bilirkişi, keşif ve değerleme işlemlerinin kapsamı, davanın tahmini süresi ile istinaf ve temyiz aşamalarının sözleşme kapsamına dâhil olup olmadığıdır. Bu nedenle miras davalarında avukatlık ücreti, dosya incelendikten sonra hazırlanan yazılı avukatlık ücret sözleşmesiyle belirlenir.

Av. Murat Akman İle Neden Çalışmalısınız?

Dikkatli Dosya İncelemesi

Miras uyuşmazlıkları yalnızca hukuki bilgi değil; dikkatli belge incelemesi, doğru zamanlama ve sağlıklı değerlendirme gerektirir. Tereke tespiti, miras paylarının belirlenmesi, tenkis ve denkleştirme hesaplarının kontrolü, tapu kayıtları ve banka hareketleri birlikte değerlendirilir.

Çözüm Odaklı ve Ölçülü Strateji

Dosyanın güçlü ve zayıf yönleri dikkatle değerlendirilir, hukuki seçenekler açıkça anlatılır ve her adımda ölçülü bir strateji izlenir. Teknik ayrıntılar sade bir dille açıklanır; gereksiz ihtilaf oluşturmadan hak arama yolları değerlendirilir.

Şeffaflık ve Doğrulanabilir Kimlik

Av. Murat Akman, Ankara Barosu’na 42294 sicil numarasıyla kayıtlıdır; bu bilgi TBB’nin resmî levha sorgulama sistemi üzerinden doğrulanabilir. İlk görüşmede dosyanın kapsamı, izlenecek yol, olası riskler ve ücretlendirme esasları açık biçimde paylaşılır.

Düzenli İletişim ve Gerçekçi Beklenti

Dosyanın hangi aşamada olduğu, hangi işlemlerin yapıldığı ve bir sonraki adımın ne olacağı müvekkile açıkça aktarılır. Danışmanlıktan istinaf ve temyize kadar dosya bizzat takip edilir. Hiçbir dava için sonuç garantisi verilmez.

Miras Hukuku Hakkında Merak Edilenler

Mirasın reddi süresi 3 aydır (TMK m. 606). Süre; yasal mirasçılar bakımından kural olarak miras bırakanın ölümünü ve mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten, atanmış mirasçılar bakımından ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Ölüm tarihinde terekenin borca batık olduğu açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras, beyana gerek olmaksızın reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2).

Evet. SGK tarafından bağlanan dul ve yetim aylığı, terekeye dâhil bir miras hakkı değil; hak sahibine kanundan doğan bir sosyal güvenlik hakkıdır. Bu nedenle mirasın reddedilmiş olması ölüm aylığı alınmasına engel olmaz. Aynı şekilde ölüm aylığı alınması da mirasın kabul edildiği anlamına gelmez.

Sağ kalan eşin miras payı birlikte mirasçı olduğu kişilere göre değişir (TMK m. 499):
• Çocuklar veya torunlarla birlikte mirasçıysa 1/4
• Ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa 1/2
• Büyük ana ve büyük baba zümresiyle birlikte mirasçıysa 3/4
• Bunların hiçbiri yoksa mirasın tamamı


Saklı pay, miras bırakanın vasiyetname veya bağış yoluyla dahi tamamen ortadan kaldıramayacağı kanuni miras payıdır. Saklı paylı mirasçılar; altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eştir (TMK m. 506). Kardeşlerin saklı payı 2007 yılında kaldırılmıştır. Saklı payın ihlal edilmesi hâlinde şartları varsa tenkis davası açılabilir.

Hayır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Dava, miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Ancak davanın başarısı, mal kaçırma amacının ve görünürdeki satış işleminin gerçeği yansıtmadığının ispatına bağlıdır.

Eğer tapudaki satış işlemi gerçekte bağış niteliğindeyse ve amaç diğer mirasçılardan mal kaçırmaksa, diğer mirasçılar muris muvazaasına dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir. Mahkeme; satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğini, miras bırakanın satış ihtiyacını, devralanın ödeme gücünü ve aile içindeki ilişkiyi birlikte değerlendirir.

Mirasçılık belgesi kural olarak noterden veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir (TMK m. 598). Ancak nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı, yabancılık unsurunun bulunduğu veya vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarrufların söz konusu olduğu hâllerde belge yalnızca sulh hukuk mahkemesinden alınabilir.

Taşınmazın satılmasına tüm mirasçıların onay vermesi gerekmez. Mirasçılardan herhangi biri tek başına ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası açabilir. Mahkeme aynen paylaşmanın mümkün olmadığı sonucuna varırsa taşınmazın satışına karar verir ve satış bedeli miras paylarına göre dağıtılır.

Vasiyetname; miras bırakanın fiil ehliyetinin bulunmaması, iradesinin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama ile sakatlanması, hukuka veya ahlaka aykırı içerik taşıması ya da kanundaki şekil şartlarına uyulmaması sebepleriyle iptal edilebilir (TMK m. 557). İptal davası, iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl, her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, kötüniyetli davalılara karşı 20 yıl içinde açılmalıdır (TMK m. 559).

Mirasçılar anlaşabiliyorsa paylaşım yazılı paylaşma (taksim) sözleşmesiyle yapılır (TMK m. 676). Anlaşma sağlanamazsa her mirasçı tek başına mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Uygulamada taşınmazlar bakımından en sık başvurulan yol ortaklığın giderilmesi davasıdır. Gerekli hâllerde denkleştirme ve tenkis hükümleri de paylaşım hesabına dâhil edilir.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her dosya kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Mevzuat ve içtihat bilgileri Temmuz 2026 itibarıyla günceldir.
Yazar: Av. Murat Akman – Ankara Barosu, Sicil No: 42294 | Akman Avukatlık, Çankaya/Ankara